Skip to content

Sanat Güneşi Zeki Müren

"Bir mektuba gene gece vakti cevap veriyorum. Eylül ayındayız. Rüzgar, evimin camlarına ipince bir yağmur savuruyor. Mektup dört sayfa ve bir hatıra defterinden koparılmış. Bilmem ki siz de hatıra defteri tutuyor musunuz? Ben, her anımı bir defterin sayfalarına yazmışımdır. O defterler nerede, bilmem… Bana gelen mektup hatıra defterinden dört sayfa diyorum. Çünkü, her sayfa diyorum. Çünkü, her sayfa ayrı ayrı çiçeklerin motiflerini taşıyor..."
 
Skip to content

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Karelerde..


 

 

 

 

Anketler

Zeki Müren 'in en beğendiğiniz yanı nedir?
 

Kimler Sitede

Saadet Aşkta Değil
"Bir kız okuyucum, Lizian Blaustein, aşağı yukarı benime dertleşmek niyetinde açık adresini yazmış ve beni evine davet ediyor… taksim’de, Talimhanede Receppaşa caddesinde Ayçe Apartmanında 18/7’de oturuyor. Fransızca’sı kuvvetli bir Musevi olsa gerek….. Zira, Alain2in “Yaşamak Sanatı”nı Fransızca yazmış, mektubunda…Kültürlü de… Bazı psikolojik makaleler yazdığından bahsediyor…"
SAADET AŞKTA DEĞİL
 
Başta Hürriyet gazetesi olmak üzere bir çok dergi ve gazeteler kendisiyle röportajlar yapmış… Zaman zaman “Cher Monsieur Müren” diye hitap ediyor bana…Dedikoduda çıkan yazımı okumuş olmalı… Israrla “ Saadet’in manası üzerinde duruyor. Bu hususta bazı öğütleri bulunduğu kanaatinde… Şimdiye kadar 3000-4000 kadar roman okumuş. Her romandan bir fikir edinse, kendisine ait olamayan 4000 fikri var, demektir.

Ve bu karışık, müphem satırlar arasında bir sual yakalıyorum:

“Fakat siz, her insan gibi, kendi kendiniz için sevmiş veya sevilmiş olmak istiyorsunuz değil mi?”

Ona ne şüphe ! En basit insanın bile aşk şuuru budur. Ama saadeti, yalnız aşkta aramak da biraz tuhaf değil mi? Birçok beşeri meseleler vardır ki, aşkta mesut olan insanı dahi bedbaht eder. Çoluk-çocuğa karışmış olan ve bir hayli dünyalığı bulunan Tolstoy’un firar teşebbüsü, her cephesiyle “mesut bir dünya bulmak” ümidinden geliyordu. Demek ki Tolstoy gibi bir insanı mesut etmek kolay değil….

Lizian Blaustein belli ki karanlık bir dünyanın ortasında… İnci gibi bir el yazısının majüskül harflerle yazılmış bir “YAPAYALNIZIM” kelimesi, adeta sahibesi adına gözyaşları döküyor.

Yirminci asrın ruh adamları bütün meseleleri bir kenara atmışlar, insanlığın yalnızlık dıramıyla harp halindeler…. Bu kız okuyucum şükretmeli ki, yapayalnız kalmışların arasında yalnız değil…..

Necati Cumalı’ nın dediği gibi:

“Bir günümüz daha geçti

Uzadı gitti

Kavgamız gürültümüz

Yine boynum büküldü

Kollarım yanıma düştü

Kaldım evlerde yalnız…”

Üzülmemek gerek… İnsanın ezeli ve ebedi kaderidir, yalnızlık. 
 
< Önceki   Sonraki >