| "Bir mektuba gene gece vakti cevap veriyorum. Eylül ayındayız. Rüzgar, evimin camlarına ipince bir yağmur savuruyor. Mektup dört sayfa ve bir hatıra defterinden koparılmış. Bilmem ki siz de hatıra defteri tutuyor musunuz? Ben, her anımı bir defterin sayfalarına yazmışımdır. O defterler nerede, bilmem… Bana gelen mektup hatıra defterinden dört sayfa diyorum. Çünkü, her sayfa diyorum. Çünkü, her sayfa ayrı ayrı çiçeklerin motiflerini taşıyor..." |
| Ahh Minel Aşk |
|
"Müsaade ederseniz ben de insanım ve benim de bir takım zaaflarım var… Bu itibarla burada kendime gelen bir aşk mektubunu ele alacağım. Hissime karşı olan bu mağlubiyetimi mazur görürsünüz zannediyorum. Bununla beraber konuyu şahsımdan uzaklaştırarak mümkün mertebe umumileştireceğim. İmza yerine, yan yana beş nokta kullanan kız okuyucum, inci gibi, fakat titrek biz yazıyla şöyle hitap ediyor:"
AHH MİNEL AŞK “Size nasıl hitap edeyim, bilmiyorum… Çünkü, bir erkeğe bu ilk mektubum… Söyleyin bana bakalım: Bu umulmaz derdime bir şifa bulabilecek misiniz? O kadar perişanım ki, seviyorum Zeki Bey…Onyedi yaşın ilk heyecanı ve aşkın en dayanılmaz ateşiyle seviyor ve yanıyorum… Yanardağlardan fışkıran lavlar gibi, muhitimi de nedereyse neredeyse yakacağım, efendim… Gündüz hayallerimi dolduran, gece rüyalarımı süsleyen yalnız sevdiğim insan ve ilk aşkımın sahibi benim… O kadar ümitsizim ki Zeki Bey… İyi biliyorum ki, aşkım ebediyen tek taraflı kalmaya mahkum… Fakat, ben zaten mukabele beklemek için sevmiyorum ki… İnsan haddini bilmeli değil mi efendim… Ama ne kadar ümitsiz, ne kadar perişan olsam bu büyük aşkımı öğle seviyorum ki… Büyük yıldızım, bu beni yakan ateşle ölürken bile beraber ve mesut olacağım efendim. Muhakkak ki yüksek zekanız ve hassas kalbiniz benim bağlandığım insanın kim olduğunu size keşfettirecektir. Yoksa bilmem, kulağınıza mı fısıldayayım: Bu sütunlarda siz sorulan suallere cevap veriyorsunuz. Bu, benim için çok büyük müjde oldu. Çünkü size doğrudan doğruya yazsaydım, cevap alamazdım. Belki şimdi bu sütun sayesinde benim zavallı ve tek taraflı sevgime merhamet edip bir teselli cevabı lütfederseniz, beni ihya edersiniz. Bilseniz o zaman öğle mesut bir kız olacağım ki… Sonra sizden, bir ricam daha olacak. Hani şaheserlerinizden bir şarkınız vardı: “Yaşamak zevk verir” diye. Bunu okurken, bir an olsun beni hatırlarsınız değil mi? …” Cevabıma “Ahh Minel Aşk!” diye başlayacağım… Sevmek, ne güzel şeydir. Şu kız okuyucum, kendisini hiç tanımadığım halde, gözümde öğle ulvi, öğle şayanı hürmet ki… Ama heyhat, sevdiği insan kendi tasarrufunda bile değil… Elbetteki benim de bir kalbim var ve ben de aşık oluyorum… Gelgelelim herkes gibi sevgilime sevgimi ilan etmek hürriyetim yok. Bu yüzden de seversem, için için sevmeye mahkumum… İnanın, benim aşk kaderim, bu cici kızınkinden daha iyi değil. O imkansız da olsa, sevdiği bir insana mektup yazabiliyor. Benim de rüyalarıma ne kızlar girip çıkmıştır… Mavi gözlüsünü mü istersiniz, yeşil gözlüsünü mü? Mektup yazamıyorum ama, onlar için ancak şarkı yazabiliyorum. Bunun için yalnız şarkılarım başkalarına değil, bana da teselli veriyor… Ama her zaman bu böyle olmuyor… Günlümce ithaf ettiğim kız geliyor aklıma, bazılarında ve hüzün doluyorum… Zaman zaman sizde de bu böyle olmaz mı? Söz cici kız! “Yaşamak zevk verir” şarkısını okurken gözlerimi yumup seni anacağım… Müsterih ol emi!... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|