Objektif / Taha AKYOL

Zeki Müren...

Üzülmeyen görmedim... Her sınıftan, her kademeden, her eğilimden insan, Zeki Müren'i bir ses sanatkarı ve bestekar olarak sevdi. filmlerinde daima iyi yürekli, haksızlığın üstesinden gelebilen, en güzel duyguları berrak, em salsiz bir sesle müzikleştiren Zeki'yi herkes sevdi.

Halkının her kesimiyle böylesine bütünleşmesi bakımından her halde bizim Elvis'imizdi Zeki Müren.

Tarihçi müzikolog Yılmaz Öztuna'nın "Büyük Türk Musikisi Ansiklopedisi"nde Zeki Müren yoktur. Dostum Öztuna'ya neden diye sorduğumda, "Hayatta olanları almamıştım" dedi.

Duygularımızdaki Zeki Müren... Kültürümüzdeki Zeki Müren... Sosyal tarihimizdeki Zeki Müren... Müziğimizdeki Zeki Müren... Bir de müzikolog gözüyle Zeki Müren... Müzikolog Yılmaz Öztuna'nın söyledikleri:

" Tabii, bizdeki Dede Efendi, Avrupa'daki Beethoven değildi. Müziğin başka bir koluna mensup tur. Batı'da popüler, kitlesel müziğin ünlüleri gibi..."

Zeki Müren bu alandaki üstün başarısı ve yeteneğiyle, Van'dan Edirne'ye, Boğaziçi sosyetesinden gariban meyhanelerine, gecekondu yoksullarına kadar hepimize "en güzel ses'in müziği" ile "yaşamak zevki" verdi!

"Yasamak zevki verir ruhuma sonsuz kederim..."

Sevdanın ve hayatın cefaları Zeki Müren'in bestelerinde ve emsalsiz sesinde ruhumuzun zenginliği oldu.

SANAT eleştirmeni Beşir Ayvazoğlu'nun sözleri:

İki Zeki Müren'den bahsetmek lazım... Refik Fersan gibi üstadlardan Türk sanat müziği meşk etmiş, bestekar ve yorumcu Zeki Müren... Bu, 'radyodaki Zeki Müren', 1950'lerde DP ile başla yan kentleşme sürecinde sanat müziğimizi kitlelere taşıdı, sevdirdi... Bir de sahnedeki Zeki Müren var... Podyumu Türkiye'ye o getirdi, sahne zengin liğim o getirdi. Asıl popüler olan bu ikinci Zeki Müren oldu. İkinci Zeki Müren, birinci Zeki Müren'in sanatını da sevdirdi.

Gerçekten sanat musikimizin devamlılığında bu "en güzel ses"in rolü büyüktür.

Zeki Müren, müzik tarihimizde bir "popülarite patlaması"nı başardı ve başlattı. Ajda'nın, Nükhet'in, Sezen'in habercisi oldu ve kendisinden sonraki bu kuşağın Türk sanat müziğine aşinalığında ve itibar etmelerinde Zekin Müren etkisi tartışılmaz bir gerçektir.

Zeki Müren sahneyi çok iyi kullandı. Bunu yapmasaydı, hiç şüphesiz musikimizin devamlılığı ve yaygınlığı bugünkü çapta olmazdı.

Ayvazoğlu, musikimizin büyük üstadlarından Refik Fersan'ın 15 gün önceki ölümünü anlattı:

Şahitlik için gittiği mahkemede, duruşmadan sonra hakimlerle sohbet ederken kalp sektesinden vefat etti. Bu büyük musiki üstadının ölmesinden kimin haberi oldu? Zeki Müren'in de hocası idi halbuki...

Müren'in popülariteyi başarması ne kadar iyi olmuş! İşte hepimiz bir popülaritenin peşinde, ses'e ve beste'ye saygı duruşundayız!

Rahmetli Adnan Kahveci'nin ölümünde "dürüstlüğe ve zekaya" saygı göstermeyi başarmıştık, şimdi bir sanatkara saygı göstermeyi başarıyoruz ve sanatçının popülaritesinde sanat, hele de Türk musikisi devamlılık ve yaygınlık kazanıyor.

Zeki Müren'i sadece "şarkıcı" gibi görmek, haksızlıktır. Bütün kuşaklar onun sanat müziğinden daima ruh gıdası alacaklardır.

Allah rahmet eylesin.